Karşıdevrim Nedir?

Karşıdevrim Nedir?

Abdullah Veli Uçar

Sayı 05

31 Mayıs 2026

III

Karşıdevrim dört unsurdan müteşekkildir. “Tradisyonalizm”, “Elitizm”, “Korporatizm” ve “Volontarizm” sözcükleriyle adlandıracağımız bu unsurların hiçbiri ondan ayrılamaz ve hiçbir unsur tek başına onu ifade etmiş olmaz. Bu unsurlar birbirleriyle çelişmez ve aralarında zamana ve mekâna tâbi koşullar sebebiyle tercih yapılmaz.

İlki Karşıdevrim’in kendisinden neşet ettiği temel motivasyona işaret eder. Tradisyonalizm yahut bir başka adıyla Gelenekselcilik modern zihni geleneksel zihnin tam karşısında konumlandırır ve ikisi arasında mutlak surette geleneksel olanın tarafını tutar. Reform, Aydınlanma, Romantizm ve Postmodernizme yaslanan; ondan neşet eden veya bunları kısmen de olsa olumlayan tüm fikir akımlarına ve akıl yürütmelere karşı kadim gelenek formasyonunu ve onun öğretilerini müdafaa eder.

Tradisyonalizmin esas vurgusu geleneklerin geneliyle modernite arasındaki temel çelişkilerin vurgulanmasıdır. “Hangi gelenek?” sorusu ikincil önemdedir. Yine de kadim gelenekler arasında farklar olduğu ve pek çok defa bunların yalnızca savaş vesilesiyle iletişime geçebileceği unutulmamalıdır. Bu noktada modern bir sapma olan Perenniyalizmden -Tradisyonalizmin bizzat kendi perspektifi itibarıyla- imtina edilmesi ve geleneklerin moderniteye karşı yürütülen mücadelede kısmî ittifaklar kurabileceği fikrinin liberal-kozmopolitan bir diyalogculuğa dönüşmesine tavizsizce karşı çıkılmalıdır.

Elitizm Karşıdevrim’in sosyal ve siyasî analizinin çekirdeğini teşkil eder. Bu analize göre kitlelerin ufak ve iyi örgütlü bir azınlık tarafından idare edilmesi kaçınılmazdır. Rejim türü veya iktisadî koşullar ne olursa olsun seçkinler kendi tahakkümlerini topluma kabul ettirir ve onun üzerinde çok yönlü bir tesire sahip olur. Karmaşık toplumsal olayları anlamak için tercih edilebilecek en iyi yol azınlıktaki seçkinler zümresinin sosyolojik özelliklerinin incelenmesidir. Zira geniş çaplı tüm sosyal olaylar azınlıktaki bir grubun iktidardan düşmesi (yahut buna yaklaşması) ve yerine bir başkasının gelmesi (yahut bu potansiyeli edinmesi) süreciyle doğrudan veya dolaylı olarak alakalıdır. Bu grupların iktidara gelirken ve iktidardan giderken gösterdikleri özellikler tarihî akış içinde bariz paralellikler gösterir. Böylece içinde yaşadığımız toplumu analiz etmemiz ve geleceği hakkında fikir yürütmemiz mümkün hâle gelir.

Korporatizm Karşıdevrim’in iktisadî teklifidir. Ekonomik sistemin başarısını toplam çıktı miktarı veya eşitlik durumu üzerinden değerlendirmeyi uygun bulmaz. Korporatizme göre bir ekonomik sistemin başarısının en mühim ölçütü onun toplumsal hayatı ve değerleri muhafaza etme kabiliyetidir. Serbest piyasacılığın ve merkezî planlamanın her ikisinin de reddi anlamına gelen Korporatizm, bunların bir karma sistemde birleştirilmesini de amaçlamaz.

Kapitalizmin tüm toplumsal ilişkileri ve materyal kaynakları piyasa içinde mobilize etme eğilimi serbest piyasa ekonomisi tarafından teşvik edilmekte ve toplumu oluşturan tüm geleneksel grup ve kurumlar bütün yerellikler ve klasik sosyal sorumluluk bağlarıyla birlikte hızla çözündürülmektedir. Kendi dünya görüşünü piyasanın gerekliliklerine uydurmayı en çok başaran kimseler bu sistemin kazananlarıdır. Bu kimseler zamanla toplum üzerinde diğer sistemlerde eşi görülmemiş bir tesire sahip olurlar ve kendilerini koruması için devlet otoritesini etkileri altına alırlar.

Diğer taraftan merkezî planlamacı ekonomilerin devletin kurumsal yapısını devasa hâle getirerek memurlar zümresine çok geniş bir karar yetkisi vermesi, halkın genelinin tecrübe ettiği kaynak dağılım sıkıntılarından etkilenmeyen bir grup insanın bu konularda sorumsuzca tasarruf kullanmasını mümkün kılmaktadır. Zamanla konumlarını daha da sağlamlaştırarak haklarını genişleten ve sayılarını artıran memurlar sistemin sırtında büyük bir yük olmakta ve sahadaki deneyimden daha da uzak kalmaktadır. Böyle bir sistemin uzun ömürlü olmayacağı bir tarafa, memurlar sınıfının dışında kalan insanların herhangi bir özerk sosyal yapıyı bu kuvvetteki bir merkezî devletin çarkları karşısında uzun süre muhafaza edemeyeceği de açıktır.

Korporatizm insan nüfusunun tarihin her döneminde evvela sınırlı topluluklar hâlinde örgütlendiği ve bu toplulukların birbirleriyle ilişkiler kurmak suretiyle daha geniş nüfusları kapsayan siyasî ve iktisadî alanlar inşa ettiği hakikatinden hareket eder. İnsanın tabii eğilimi olan küçük grupların muhafaza edilmesi hayatî önemdedir (modern bir ekonomide bu gruplar aile, köy, yerel sendikalar veya meslek odaları olarak düşünülebilir). İnsanların ve metaların dolaşımı sistemin felce uğramayacağı kadar kolay ancak söz konusu grupların varlığına zarar vermeyecek kadar da zor olmalıdır. Devlet hakimiyet alanındaki her tekil potansiyel sorunu çözme gücünü yitirmeyecek kadar büyük ancak tüm piyasayı sürekli kontrol altında tutmayı arzu etmeyecek kadar da küçük olmalıdır.

Volontarizm ise Karşıdevrim’in tahakkuk ettirilmesi hususundaki yönlendirici prensiptir. Volontarizm sosyal hayattaki değişikliklerin pek çok farklı sebebinden bariz bir biçimde en mühiminin insanların örgütlenmiş iradesi olduğunu öne sürer. Mesela iklim kaynaklı bir kıtlık sonucunda oluşan yaygın yoksulluğun bir rejimi zayıflatabileceği vaki olmakla birlikte söz konusu rejimin yıkılması ancak bir grubun ihtilal yapmasıyla, yani rejimi destekleyen iradelerin toplamının ona spesifik bir yolla karşı çıkan iradelerin toplamından daha zayıf olduğu bir anın yakalamasıyla mümkündür. Yahut nispeten barışçıl sayılabilecek kültürlerin bir idareci etrafında örgütlü bulunan irade sayesinde militarize edilebildiği pek çok defa ispat edilmiştir.

Öte yandan ekonomik, coğrafî ve tarihî determinizm önüne aldığı kelimelerin ima ettiği koşulları insanın hâkimi görür. İnsanın failliğinin karşısına maddî kaynakların, mekânın ve zamanın failliğini koyar. Volontarizm bütün bu koşulları ancak iradenin etki kuvvetini veya tecelli biçimlerini etkilemeleri dolayısıyla dikkate alır. 

Karşıdevrim’in amaçlarına ulaşmasının en önemli şartı bir grup insanın bu yönde gereken (yani diğer dağınık iradeler arasından sıyrılacak kadar kuvvetli ve uyum içinde bulunan) iradeyi göstermesidir. Tarih yaşandıkları toplumlardaki çoğunlukları şaşırtan olaylarla doludur.